Mektuplarım uçardı benim

mektuplarım uçardı da elim gitmezdi toplamaya

boyası gelmiş ayakkabılarıma çarpa çarpa

pantolonumun paçalarından akıp giderdi mektuplarım

çamura bulanırdı hecelerim

hecelerim küf, pas içinde, yüzleri düşerdi kepçe kulaklarından

rüzgarla yağmur, yağmurla rüzgar;

cümlelerimi sele verip cümlemle hece, hecemle cümlem

seninle mektup, benimle sen, ayakkabımla boya olurdu

asfaltlardan fışkırırdı adın

serbest düşerdi buz buz kirpiklerin

dolusuna severdim seni

dolusuna

dolusuna özlerdim

kırmızı başlıklı paragraflarım ıslanırdı, yırtılırdı

dolusuna dayak yerdi mürekkebim kanrevan

yazım karışır, kafam açılırdı

buz buz mektuplarım uçardı benim.

Mehmet Dikici