Sesini doğudan duyuyorum artık güneşin sarı ışığının

örs üzengi alnımda patlıyor

çıplak ayaklı çocuklar tükürüyor suratıma,

ağlayan yaşlılar yumrukluyor bağrımı

keşke soğusaydım betonunda, adım adım karton koksaydım

keşke ağlasaydım çıplak ayaklarımı ellerimle kavrayıp.

 

Böyle ben göğsümden yansıtmayı ezberledim güneşi

yüzümde uzayanlarda gizledim

ne bir kedi oldum bakışlarını temizlediğim

ne bir kuş oldum çiçek açan

ben nihayet ben oldum; üzgün kaldı dünya

keşke alabilseydim yanıma çocukları ve yaşlıları da.

 

Yüzüne batıdan bakıyorum yüz sürdüğüm kapıya

sedef parça parça kopuyor şakağımdan

kestane isteyen adamlar üşüyorlar

çiçek satan kadınlar yumuluyor ince mantolarının altında

isterim ki çiçek satayım güzel kadınlara

isterim tebessüm olayım genç delikanlılara.

 

Ben işte kainatın fonksiyonuna bakarım

işleyişini izlerim gökyüzü üzerimden akıp giderken

bilmem bir nefes koşmayı evlatlara

bilmem saklanmayı kanalizasyonlara

ben yürümeyi bilirim bir cepte iki el

keşke basabilseydim bağrıma çiçek açan kuşları da.

Mehmet Dikici