4 saat 45 dakikalık bir yolculuğun ardından keşfedeceğimiz şehirde günü 24+2 saat yaşayacak olmanın hevesiyle Portekiz'in ikinci büyük şehri olan Porto'ya indik.

Beklediğimizin aksine oldukça soğuk ve sisli bir havayla karşıladı Porto bizi. Eski bir balıkçı köyü olan Foz Mahallesi'nden geçerek Douro Nehri'nin okyanusa döküldüğü yerde, dalgalar üzerinize gelecekmiş gibi camlarına vurduğu Shis isimli restoranda Portekiz'e özgü;  kırmızı şarap, vodka ve meyve parçacıkları karışımından oluşan mükemmel kokteyl Sangria ve fırından yeni çıkmış,  dışı çıtır milföy, içi krema/karamel ve süt karışımı Portekiz'in ünlü tatlısı Pastel da Nata, okyanusun soğuk havasına karşı hepimizin içini ısıttı!

Tarih kokan şehir, okyanusun nem ve rutubetinden korunabilmesi adına dış cephesi rengarenk çinilerle kaplı evlerle dolu. Tadilat yaptıracak kişiler dış cepheye asla dokunamıyor, evinin içini istediği gibi dizayn edebiliyor. Yani bizdekinin aksine tarihi dokunun korunması konusunda oldukça titizler.

İlk akşam yemeğimizde Porto'nun biraz dışında yer alan bizde Kumkapı'nın müziksiz hâli diyebileceğim Matosinhos bölgesinin en iyi balık restoranlarından 5 Oceanos'da  okyanusun en güzel levreğini Lineadecor Porto ekibi olarak biz yedik sanırım. Levreğin yanında gelen efsanevi acı sos namıdiğer 'Piri Piri' hepimizi kendine hayran bıraktı. Kokusuyla bile yakan bu güzel sos,  Afrika kuş gözü biberi ile çok sayıda farklı biberin; zeytinyağı, sirke, sarımsak ve viski karışımından meydana geliyor. Sonrasında her gittiğimiz yerde, her yemeğin yanında Piri Piri aradık. Tabii ki Porto'dan Piri Piri'siz dönmedik :)

İçine adım attığınız andan itibaren sizi bambaşka bir dünyanın içine çeken Portekiz’in en eski kitapçısı Livraria Lello, kesinlikle görülmesi gereken yerler arasında. Lello'nun ünlü döner merdivenleri ve Portolu öğrencilerin pelerinli okul üniformaları(Okula alışma programı içinde belli günlerde giyiyorlar?) Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling'e ilham kaynağı olmuş. İçeride görünen ahşap dokuların büyük bir kısmı alçı ile elde edilmiş. Ziyaretçi akınına uğrayan Lello'ya bilet alıp uzunca bir sıra bekledikten sonra girmek mümkün, ancak içerideki atmosfer beklemeye değer.

 

Merve KOŞARGELİR

Merve Koşargelir